Külfeti Nedir? Omuzlarımda Taşıdığım Sessiz Yükün Hikâyesi
Bir Akşam Kayseri’de Kendime Sorduğum Soru: Külfeti Nedir?
Kayseri’de yaşadığım apartmanın küçük balkonunda oturup günlüğüme yazdığım bir akşamı hiç unutamıyorum. Hava soğuktu. Erciyes’in üzerinden gelen rüzgâr yüzümü üşütüyor, elimde tuttuğum çayın buharı ise içimi biraz olsun ısıtıyordu. O gün garip bir ağırlık vardı üzerimde. Aslında dışarıdan bakıldığında her şey normal görünüyordu. İşime gidiyor, ailemle vakit geçiriyor, arkadaşlarımla konuşuyor ve hayatın içinde bir şekilde ilerliyordum.
Ama insanın içinde taşıdığı bazı şeyler dışarıdan görünmüyor.
Günlüğümün boş sayfasına uzun süre baktım. Sonra tek bir cümle yazdım:
“Bugün kendime sordum: Külfeti nedir?”
Bu soruyu daha önce de duymuştum. Külfet kelimesi çoğu zaman ağır bir yük, zahmet, insanı zorlayan sorumluluk anlamında kullanılır. Fakat o akşam benim için sadece bir kelime değildi. Yaşadığım bazı duyguların, içimde biriktirdiğim bazı düşüncelerin karşılığı gibiydi.
Çünkü bazen insanın taşıdığı yük, elinde tuttuğu bir çanta gibi görünmez. Kimse onun ağırlığını fark etmez. Sadece insanın kendisi bilir.
Hayatın Küçük Sorumlulukları ve Görünmeyen Ağırlıkları
Kredifirsatlari ailesine merhaba! Bu içerikte “Külfeti nedir” hakkında kapsamlı bir rehber hazırladık.
25 yaşındayım. Bu yaşıma kadar hayatın bana öğrettiği en büyük şeylerden biri şu oldu: Her insanın taşıdığı bir külfet var.
Kimi ailesi için mücadele eder, kimi hayallerine ulaşmak için yorulur, kimi geçmişte yaşadığı kırgınlıkları içinde taşır. Bazı insanlar yüzünde kocaman bir gülümsemeyle gezer ama kalbinin içinde sessiz bir mücadele verir.
Ben de zaman zaman böyle hissediyorum.
Bir gün sabah erken saatlerde işe gitmek için hazırlanırken annemin mutfakta sessizce oturduğunu gördüm. Normalde her zamanki gibi hareketliydi. Çayı koyar, kahvaltıyı hazırlar, evin içinde küçük telaşlarla dolaşırdı. O gün ise elindeki fincana dalmıştı.
“Anne, iyi misin?” diye sordum.
Gülümsedi.
“İyiyim oğlum, sadece biraz yoruldum.”
Bu iki kelime beni çok düşündürdü: “Biraz yoruldum.”
Aslında annemin yıllardır taşıdığı ne kadar çok sorumluluk vardı. Ev, aile, geçmişten gelen sıkıntılar, herkesin mutluluğunu düşünme çabası… O an fark ettim ki külfet bazen insanın sevdiği şeyler için gönüllü olarak taşıdığı bir yük de olabiliyor.
Külfet Sadece Zorluk Değil, Bazen Sevginin Bedelidir
Külfeti nedir diye düşündüğümde eskiden aklıma sadece zorluk gelirdi. Yorulmak, uğraşmak, zorlanmak…
Fakat zaman geçtikçe bu kelimenin içinde başka anlamlar da olduğunu fark ettim.
Bir insanın ailesi için yaptığı fedakârlık bir külfettir.
Bir kişinin hayallerine ulaşmak için sabırla çalışması bir külfettir.
Bir dostunun zor zamanında yanında olmak için kendi rahatından vazgeçmesi bir külfettir.
Ama her külfet kötü değildir.
Bazı yükler insanı büyütür.
Bunu kendi hayatımda da yaşadım. Üniversite sonrası dönemde ne yapacağımı tam olarak bilemediğim bir zaman vardı. Gelecek konusunda çok fazla düşünüyordum. Bazen geceleri uyuyamaz, “Acaba doğru yolda mıyım?” diye kendime sorardım.
Günlüğümde bu döneme ait birçok sayfa var. Bazı sayfalarda umut dolu cümleler, bazı sayfalarda ise büyük bir hayal kırıklığı bulunuyor.
Bir gün yazdığım şu cümleyi hâlâ hatırlıyorum:
“Yoruldum ama vazgeçmek istemiyorum.”
Belki de külfetin en gerçek hali buydu.
İnsan yorulabilir, zorlanabilir, bazen kendini yalnız hissedebilir. Fakat değer verdiği şeyler için mücadele etmeye devam edebilir.
Kayseri Sokaklarında Düşündüğüm Bir Gün
Geçen kış Kayseri’de eski mahallemde yürüyüş yapıyordum. Hava oldukça soğuktu. Sokaklarda sakin bir sessizlik vardı. İnsanlar günlük telaşlarının peşindeydi. Kimi işe yetişiyor, kimi alışveriş yapıyor, kimi evine dönüyordu.
Ben ise yavaş yürüyordum.
Bazen insanın hızlı hareket etmek yerine durmaya ihtiyacı oluyor. Kendi içine dönmeye, kendine bazı sorular sormaya…
O gün aklımdan geçen soru yine aynıydı:
“Külfeti nedir?”
Bir bankta oturdum ve çevreme baktım. Yaşlı bir amca torunuyla yürüyordu. Bir esnaf dükkânının önünü temizliyordu. Bir anne çocuğunun elinden tutmuş okula götürüyordu.
Herkesin hayatında görünmeyen bir mücadele vardı.
O anda içimde büyük bir farkındalık oluştu. Daha önce kendi yüklerime bakıp üzülüyordum. Bazen neden benim de zorlandığımı sorguluyordum. Hatta bazı zamanlar haksızlığa uğramış gibi hissediyordum.
Ama o gün anladım ki hayat, sadece benim taşıdığım yüklerden ibaret değildi.
Herkes kendi hikâyesinin içinde bir şeyler taşıyordu.
Hayal Kırıklıklarımın İçinden Gelen Umut
Kabul etmeliyim ki hayatımda hayal kırıklığı yaşadığım dönemler oldu.
Beklediğim şeylerin gerçekleşmediği zamanlar…
Çaba gösterdiğim halde sonuç alamadığım günler…
Kendimi başkalarıyla kıyaslayıp geride kaldığımı düşündüğüm anlar…
Bunların hepsi benim için birer külfetti.
Bazen bu yüklerin altında ezildiğimi hissettim. Bazen geleceğe dair umudumu kaybetmeye yaklaştım. Özellikle geceleri odamda tek başıma kaldığım zamanlarda zihnimde binlerce düşünce dolaşırdı.
Ama sonra günlüğümü açardım.
Yazmak bana iyi gelirdi.
Çünkü insan bazen içindekileri anlatamadığında, kelimeler onun yerine konuşur. Ben de yaşadığım korkuları, sevinçleri, umutları ve kırgınlıkları sayfalara bıraktım.
Zamanla fark ettim ki taşıdığım külfetler beni sadece yormamıştı.
Beni olgunlaştırmıştı.
Daha sabırlı biri olmayı, insanların görünmeyen mücadelelerini anlamayı ve küçük mutlulukların değerini bilmeyi öğrenmiştim.
Külfet Nedir? Kendi Hikâyemdeki Cevap
Bugün bana “Külfeti nedir?” diye sorsalar, tek bir cümleyle cevap veremem.
Çünkü külfet herkes için farklıdır.
Bir öğrenci için sınav stresi olabilir.
Bir çalışan için sorumlulukları olabilir.
Bir anne veya baba için ailesinin geleceği olabilir.
Bir insan için geçmişte bırakamadığı anılar olabilir.
Benim için ise külfet, hayatın bana verdiği ama beni değiştiren yüklerin tamamı.
Bazen ağır gelen, bazen sabrımı zorlayan ama sonunda bana bir şey öğreten deneyimler…
Artık her zorluğa sadece “neden benim başıma geldi?” diye bakmıyorum.
Bazen “Bu bana ne öğretecek?” diye soruyorum.
Çünkü bazı yükler insanı yere düşürmek için değil, güçlendirmek için gelir.
Taşımayı Öğrendiğim Yükler
Geçmişte bazı şeyleri değiştiremeyeceğimi kabul etmek benim için kolay olmadı. Her şeyi kontrol etmeye çalışıyordum. Her planın istediğim gibi ilerlemesini bekliyordum.
Fakat hayat bana bunun mümkün olmadığını öğretti.
Bazı kapılar kapanıyor.
Bazı insanlar hayatımızdan çıkıyor.
Bazı hayaller zaman alıyor.
Bunların hepsi birer külfet gibi görünse de aslında insanın kendini tanımasına yardımcı oluyor.
Ben bugün hâlâ öğreniyorum.
Hâlâ bazen üzülüyorum.
Hâlâ bazı geceler düşüncelere dalıyorum.
Ama artık biliyorum ki hayatın içinde zorlukların olması, güzel şeylerin olmayacağı anlamına gelmiyor.
Günlüğümde Kalan Son Cümle
Bu yazıyı yazmadan önce yine eski günlüklerimi karıştırdım. Yıllar önce yazdığım bazı cümleleri okudum. O zamanki halime hem üzüldüm hem de gurur duydum.
Çünkü o genç adam çok şeyi bilmiyordu.
Ama devam etmeyi biliyordu.
Bugün Kayseri’de sakin bir akşamda yine günlüğümün başındayım. Dışarıda şehir kendi telaşıyla devam ediyor. İnsanlar eve dönüyor, ışıklar yanıyor, hayat akmaya devam ediyor.
Ben ise artık külfet kelimesine eskisi kadar korkuyla bakmıyorum.
Çünkü anladım ki insanı insan yapan şeylerden biri de taşıdığı yüklerdir.
Külfet bazen yorabilir.
Bazen sabrımızı sınayabilir.
Bazen bizi yalnız hissettirebilir.
Ama doğru bakmayı öğrendiğimizde, bize kim olduğumuzu da gösterir.
Belki de hayatın en büyük sırrı şudur:
Taşıdığımız her yük bizi biraz daha değiştirir.
Ve bazı külfetler, aslında kalbimizin büyüme hikâyesidir.
Değerli Kredifirsatlari okurları, “Külfeti nedir” hakkındaki bu içeriğimizin sonuna ulaştınız. Umarız faydalı olmuştur!