Hamsin: Bir Rüzgarın Ardında Kalan Günler
Kayseri’de yazın sıcakları, bir türlü rahatlatmayan bir kavurucu hâl alır. Kentin her köşesi bu sıcağa teslim olmuşken, bir de hamsin rüzgarı başlar. Bu rüzgar, sadece fiziksel değil, duygusal bir boğulma hissi yaratır. Bazen başım döner, bazen de derin bir yalnızlık hissederim. Ama hamsin, her şeyden önce insanı sınayan bir doğal fenomen. Ne kadar dayanabileceğini, ne kadar sabırlı olabileceğini gösterir.
Hamsin Başlar, Yaşam Dönüşür
Bir sabah, yatağımın penceresinden içerideki havayı tazelemeye çalışırken, aniden sıcak bir rüzgarın içeri girdiğini fark ettim. Başlangıçta fark etmedim, ama o rüzgarın içinde bir şey vardı: Çölün ta kendisi gibi. Sanki bir an dağlar, ormanlar, her şey silinip gitmişti. Ben sadece bir yerlerde duruyordum, elimde bir kitap, gözlerim biraz şaşkın, biraz da huzursuz. Kayseri’nin o ince ince işleyen sıcaklığı, şimdi çok daha güçlü, çok daha yoğun bir hâl almıştı.
Hamsin, bir çöl rüzgarı, sıcak, kuru ve korkutucu. İçinde bir tür acizlik hissi barındırır. O rüzgarla birlikte hava, birden bire kavurucu bir hal alır. O sabah, sanki her şey aniden değişmişti. O gün, hamsin rüzgarının sadece çevremde değil, içimde de bir yerlerde başladığını hissettim. Ve o hamsinin kaç gün süreceğini, her saat biraz daha fazla hissedeceğimi de…
Hamsin’in İlk Günlerinde Yaşanan Huzursuzluk
Birinci günün akşamı, bütün Kayseri, koca bir ateşten gövdeye dönüşmüştü. Sıcaklık her yerdeydi; her adımda havada bir çıtırdama, bir kavrulma sesi. Bir taraftan da bunaltıcı bir sessizlik. İnsanlar dışarı çıkmamaya başlamıştı. Ben, odamda pencereleri kapalı tutarak, dışarıda olup bitenleri merakla izliyordum. İçimde bir his vardı: Bu sıcak, sadece havada değil, kalbimde de bir yerlerde birikiyordu. Sanki bir şeyin eksik olduğunu, bir eksiklik duygusunun yavaşça yerleşmeye başladığını hissediyordum. O rüzgar, sadece kaybolan günleri değil, kaybolan umutları da getiriyordu.
Ertesi gün, her şey daha da kötüleşmişti. Hamsin, hem ruhumda hem çevremdeki dünyada ağır bir boşluk yaratmıştı. Çekilen elektrikler, sükûnetin yarattığı bir korku gibiydi. Sadece dışarıdaki havadan değil, içimdeki duygulardan da uzaklaşmak istiyordum. Her bir nefeste bu sıcaklık beni biraz daha sıkıştırıyordu. Yalnızlık, bazen bıçak gibi kesiliyordu. “Bu sıcaklıkla ne kadar dayanabilirim?” diye sormadan edemedim.
İkinci Gün: Ümitsizlikle Karışan Bekleyiş
İkinci günün ortasında, daha fazla dayanamayarak dışarı çıkmaya karar verdim. Hamsin’i, doğrudan içimde hissetmek istiyordum. Bütün Kayseri bir orman yangını gibi kararmıştı. Çöl gibi, rüzgarın attığı toz her tarafı kaplamıştı. İnsanlar, hemen hemen hiç dışarı çıkmıyorlardı. Sadece sokakta göz göze geldiğim birkaç yaşlı adam, gözlerinde bir nevi yılgınlıkla bana bakıyorlardı. Benim de içimde bir tür yılgınlık vardı; sanki bu hamsin, hayatta kaldığım son yazlardan biriymiş gibi. “Kaç gün sürecek?” diye düşündüm. Ama daha çok merak ettiğim şey, bu hamsinin sonrasında ne olacaktı? O sıcak, kuru rüzgarlar durduğunda, içimde kalan boşluk ne kadar sürecekti?
Bir an, bu yaz bitmiş gibi hissediyorum. Sanki bir yazın sıcaklığında kaybolmuş, bir şehri terk etmişim gibi. Bütün duygularım, bu hamsin yüzünden yoğunlaşmıştı. Havanın içinde bir süreliğine kaybolmuş gibiyim, ama içimdeki eksiklik hiç bitmiyor. Her bir adım, biraz daha yalnızlaşıyor.
Üçüncü Gün: Sabırsızlık ve Hayal Kırıklığı
Hamsin’in üçüncü günü, bir umut ışığının doğmasını bekler gibi beklemekle geçti. O sıcak havada, dışarı çıkmanın hiçbir anlamı yoktu. O kadar bunalmıştım ki, her şeyin sonsuza kadar süreceğini düşündüm. Ama sabah saatlerinde, sanki biraz rahatlama vardı. Gökyüzü biraz olsun berraklaşmıştı. Rüzgar hafifçe azalmıştı. Ama hâlâ, bir yerlerde, derinlerde, o duygusal hamsin devam ediyordu. Kafamda, bu sormak istediğim soruların ardı arkası kesilmiyordu: “Bu rüzgar ne zaman geçer?” ve daha önemlisi, “Ben ne zaman rahatlarım?”
O an, hamsinin bir süreliğine azalmış olması, beni biraz da olsa umutlandırdı. Ama yine de, o hamsinin bitişi, içimdeki boşluğun hemen dolacağı anlamına gelmiyordu. Yine de, bir umut vardı. Sıcak bir yazın sonunda, biraz serinlik… Hamsin belki birkaç gün daha sürecekti ama ben bunun üzerinden geçebilirdim. İnsan, ne kadar da olsa, her şeyin üstesinden gelebilecek kadar güçlüdür, değil mi?
Dördüncü Gün: Sonunda Hamsin Geçiyor
Hamsin sonunda geçmeye başladığında, içimdeki o yorgunluk yerini biraz daha rahatlamaya bırakıyordu. O an, yazın sonundaki o rahat nefes gibi bir şeydi. Yavaşça, her şeyin normale dönmesini beklerken, ben de eski yaşamımın içine doğru kaymaya başladım. Bir çöl rüzgarının, bana bütün bu zaman boyunca neler hissettirdiğini ve beni ne kadar zorladığını anlayabiliyorum. Hamsin, sadece dışarıdaki sıcak değil; içindeki boşlukları, kayıpları ve boş yere beklemeyi simgeliyor. Ama belki de, her şeyin sonunda, biraz bile olsa rahatlamak, hayatta kalmak… Bu kadarı bile yeterdi.
Hamsin Geçse de, Bir Soru Kaldı
Sonunda, hamsin geçti. Ama içimdeki eksiklik, hala vardı. Bazen düşünüyorum: Hamsin kaç gün sürer? Belki birkaç gün, belki birkaç hafta. Ama içimdeki duygusal hamsinin ne zaman geçeceğini kimse bilemez. Hava ne kadar serinlese de, insanın ruhu bazen kendi hamsinini yaşamaya devam eder.